Kasikotu

KASIKOTU

Orjinal Adı Agrimonia eupatoria (ya da Hernia glabra)
Diğer Adları Fıtıkotu, Kızılyaprak, Koyunotu, Kuzupıtrağı
Bilgi Gülgiller familyasındandır. Anayurdu bilinmeyen ama Avrupa, Asya ve ülkemizde yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 20-120 cm. boylanabilir. Çoğu kez toprağın üzerine yatarak gelişir. Rizom kökü (kökgövdesi); kenarları dişli, tüysü, yeşil yaprakları; yaprak koltuklarında ve bitkinin tepesinde yoğun salkımlar oluşturarak yazın açan küçük sarı çiçekleri vardır. Bu çiçeklerinden oluşan ve adına pıtrak denilen meyveleri çengel dikenli olur. Güneşli ve kısmen gölge yerleri ve nemli toprakları seven kasıkotu en çok orman kenarlarında görülür. Bitki, tohumlarının hayvan postuna takılıp çevreye taşınmasıyla yayılır ve tohumun düştüğü yerde çoğalır.Kasıkotu bitkisinin topraküstü kesimleri tanen, glikozitler, nikotinik ve şahsilik asitler, uçucu yağ ile B ve K vitaminlerini içerir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı Bilimsel adlarından birindeki Hernia sözcüğü ‘fıtık’ anlamına gelen ve uzun zamanlardan beri, kasık fıtıklarında meydana gelen rahatsızlığın giderilmesinde yararı görülen kasıkotunun, diğer tıbbi etkileri ve bunlardan faydalanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:• İdrar söktürücüdür. Böbrek, mesane ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı etkili olur.
• Safra söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırıp mideyi rahatlatır.
• Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında etkilidir.
• Doku ve damar büzücüdür. Peklik verir. Çocuklarda diyareyi keser.
• Bedeni güçlendirici ve rahatlatıcı acı bir toniktir.
•Yukarıda belirtildiği gibi fıtık oluşumunda kasık şişmelerini indirir ve bedeni rahatlatır.Bütün bu etkilrin sağlamak üzere kasıkotunun topraküstü kesimleri bitki çiçek açmaya başladığında toplanır. 40 C dereceyi aşmayan sıcaklıkta ve gölge yerde kurutulur. Kurumuş bitki karışımından 1-2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suya konur ve 10-15 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.• Kasıkotu bademcik şişmesi ve boğaz ağrılarında iyileştirici ve rahatlatıcıdır.Bunun için 1-2 tatlı kaşığı kurumuş kasıkotu karışımı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyonla gargara yapılır.• Kasıkotu, ayrıca yaraları temizler ve iyileştirir. Bunun için bitkinin taze topraküstü kesimleri ezilerek bir yara lapası hazırlanır ve yaralara dıştan uygulanır.

Yorum bırakın »

Guzel Sozler

3danimals_07.jpg

  • Mal kaybeden, bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir. (Goethe)
  • Herşeyi bildiğini sanma! gerçekte çok bilgili olsanda kendine Cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. (Ivan Pavlov)
  • Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır. (Çin atasözü)
  • Icinde cevher olan topragin ustunde ot bitmez.

  • Isik hizini gecmedikce, karanlikta sayiliriz.

  • Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. (Aristo)
  • Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır. (J.f kennedy)

  • Üç kişinin bildiğini, bütün köy biliyor demektir! (Alman atasözü)

  • Iyi agaç kolay yetismez;rüzgar ne denli güçlü eserse,agaç da o denli saglam olur. (J.Willard Marriot)

  • Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. (Oscar Wilde)
  • Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. (Tolstoy)
  • İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Montaigne)

  • Kadın olsun , kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır. (Cenap Şahabettin)

  • Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur. (Aristo)

  • İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar. (Daniel Defoe)

Yorum bırakın »

BES ONEMLI DERS

Birinci Ve De En Önemli Ders.
Okuldaki
İkinci Ayımda, Hocamız Test Sorularını Dağıttı. Ben Okulun En İyi  Öğrencilerinden Biriydim. Son Soruya Kadar Soluk Almadan Geldim Ve Orada Çakıldım kaldım. Son Soru Şöyleydi: “Her gün Okulu Temizleyen Hademe Kadının İlk Adı Nedir?..”Bu Herhalde Bir Çeşit şaka Olmalıydı. Kadını Yerleri Silerken Hemen Her gün Görüyordum. Uzun Boylu, Siyah Saçlı Bir Kadındı. 50′lerinde Falan Olmalıydı. Ama Adını Nerden Bilecektim Ki!.. Son Soruyu Yanıtsız Bırakıp Kağıdı Teslim Ettim. Süre Biterken Bir Öğrenci, Son Sorunun Test Sonuçlarına Dahil Olup Olmadığını Sordu.”Tabii Dahil” Dedi, Hocamız… “İş Yaşamınız Boyunca İnsanlarla Karşılaşacaksınız. Hepsi Bir birinden Farklı İnsanlar. Ama Hepsi Sizin İlginiz Ve Dikkatinizi Hakeden İnsanlar Bunlar. Onlara Sadece Gülümsemeniz Ve ‘Merhaba’ Demeniz Gerekse Bile…”Bu Dersi Hayatım Boyunca Unutmadım. Hademenin Adını da… Dorothy idi.

İkinci Önemli Ders Yağmurda Otostop!..
Bir Gece Vakit Gece yarısına Doğru Alabama Otoyolunun Kenarında Duran Bir Zenci Kadın Gördüm. Bardaktan Boşanırca Yağan Yağmura Rağmen, Bozulan Arabasının
şında Duruyor Ve Dikkati Çekmeye Çalışıyordu. Geçen Her Arabaya El Sallıyordu. Yanında Durdum. 60′lı Yıllarda Bir Beyazın Bir Zenciye Hem De Alabama’da Yardıma Kalkması Pek Olağan şeylerden Değildi. Onu Kente Kadar Götürdüm. Bir Taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille De Adresimi İstedi Verdim. Bir Hafta Sonra Kapım çalındı. Muazzam Bir Konsol Televizyon İndiriyordu Adamlar. Bir De Not Ekliydi, Armağanda…”Geçen Gece Otoyolda Bana Yardımınıza Teşekkür Ederim. O Korkunç Yağmur Sadece Elbiselerimi Değil, Ruhumu Da Sırılsıklam Etmişti. Kendime Güvenimi Yitirmek Üzereydim, Siz Çıka Geldiniz. Sizin Sayenizde Ölmekte Olan Kocamın yatağının baş Ucuna Zamanında ulaşmayı Başardım. Biraz Sonra Son Nefesini Verdi. Tanrı Bana Yardım Eden Sizi Ve Başkalarına karşılık Beklemeksizin Yardım Eden Herkesi Kutsasın!.. En İyi Dileklerimle, Bayan Nat King Cole.”
 

Üçüncü Önemli Ders Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın…
Bir Pastanın Üç Otuz Paraya satıldı
ğı Günlerde 10 yaşında Bir Çocuk Pastaneye Girdi.  Garson Kız Hemen Koştu… Çocuk Sordu:Çukulatalı Pasta Kaç Para?..” “50 Cent!..” Çocuk Cebinden çıkardığı Bozukları Saydı. Bir Daha Sordu: “Peki Dondurma Ne Kadar…” “35 Cent” Dedi Garson Kız sabırsızlıkla… Dükkanda yığınla Müşteri Vardı Ve Kız Hepsine Tek başına koşturuyordu. Bu Çocukla Daha Ne Kadar Vakit Geçirebilirdi Ki…Çocuk parasını  Bir Daha Saydı Ve “Bir Dondurma Alabilir Miyim Lütfen” Dedi. Kız Dondurmayı Getirdi. Fişi tabağın Kenarına Koydu Ve Öteki Masaya Koştu. Çocuk Dondurmasını Bitirdi. Fişi Kasaya Ödedi. Garson Kız Masayı temizlemek Üzere Geldiğinde, Gözleri Doldu Birden. Masayı Sanki Akan
göz ya
şlarıyla Temizleyecekti. Boş Dondurma tabağının Yanında Çocuğun bıraktığı 15
Centlik bah
şiş Duruyordu…      

Dördüncü Önemli Ders Yolumuzdaki Engeller…
Eski Zamanlarda Bir Kral, Saraya Gelen Yolun Üzerine Kocaman Bir Kaya Koydurmuş, Kendisi De Pencereye Oturmuştu. Bakalım Neler Olacaktı?. Ülkenin En Zengin Tüccarları, En Güçlü kervancıları, Saray Görevlileri Birer Birer Geldiler, Sabahtan Öğlene Kadar. Hepsi Kayanın Etrafından Dolaşıp Saraya Girdiler. Pek Çoğu Kralı Yüksek Sesle Eleştirdi. Halkından Bu Kadar Vergi Alıyor, Ama Yolları Temiz Tutamıyordu.  Sonunda Bir Köylü Çıkageldi. Saraya Meyve Ve Sebze Getiriyordu. sırtındaki Küfeyi Yere İndirdi, İki Eli İle Kayaya sarıldı Ve Ikına sıkına İtmeye başladı. Sonunda Kan Ter İçinde Kaldı Ama, Kayayı Da Yolun Kenarına Çekti. Tam Küfesini Yeniden sırtına Almak Üzereydi Ki, Kayanın Eski Yerinde Bir Kesenin Durduğunu Gördü. Açtı… Kese Altın Doluydu. Bir De Kralın Notu Vardı İçinde…”Bu Altınlar Kayayı Yoldan Çeken Kişiye Aittir” Diyordu Kral. Köylü, Bugün Dahi Pek Çoğumuzun Farkında olmadığı Bir Ders almıştı. “Her Engel, Yaşam Koşullarınızı Daha iyileştirebilecek Bir fırsattır… 

Beşinci Önemli Ders Önemli Olan Vermektir…
Yıllar Önce Hastanede çalışırken, ağır Hasta Bir Kız Getirdiler. Tek yaşam şansı Beş yaşındaki Kardeşinden Acil Kan Nakli İdi. Küçük Oğlan Aynı Hastalıktan Mucizevi şekilde Kurtulmuş Ve Kanında O hastalığın mikroplarını Yok Eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor Durumu Beş
ya
şındaki Oğlana Anlattı Ve Ablasına Kan Verip vermeyeceğini Sordu. Küçük Çocuk Bir An Duraksadı. Sonra Derin Bir Nefes Aldı Ve “Eğer Kurtulacaksa, Veririm Kanımı” Dedi. Kan Nakli yapılırken, ablasının Gözlerinin içine Bakıyor Ve Gülümsüyordu. Kızın Yanaklarına Yeniden Renk Gelmeye Başlamıştı, Ama Küçük Çocuğun Yüzü De Giderek Soluyordu… Gülümsemesi De Yok Oldu. Titreyen Bir Sesle Doktora Sordu: “Hemen Mi Öleceğim?..” Ufaklık, Doktoru yanlış anlamıştı, Ablasına Vücudundaki Bütün Kanı Verip, Öleceğini düşünüyordu.  Göndericinin Notu :
Bu maili 5-10 veya daha fazla ki
şiye, içinizden gelmeden göndermeyin. Hiç kimseye Göndermezsinizde bir şey olmaz zaten. Eğer burada anlatılanlar sizi hiç bir şekilde etkilemediyse içinizdeki bazı duyguları Kaybetmişsinizdir.  ASLINDA EN ÖNEMLİ ŞEY, ELİNİZDEKİ DEĞERLERİN FARKINDA OLUP, KIYMETİNİ BİLMEKTİR… GÜN GELİR BURUN KIVIRDIĞINIZ ŞEYLERİ DE BİR BAKMIŞSINIZ YİTİRMİŞSİNİZ..:(( SANIRIM HAYATTAKİ EN KÖTÜ ŞEYDE BU OLSA GEREKKK…
YA
ŞAMINIZI CİDDİYE  ALINNN..!! :) RUHUNUZUN GÜNEŞİ HİÇ BATMASIN   

Yorumlar (2) »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.